İKİ ADA : YASSIADA VE SİVRİADA


Geçenlerde Kumkapı sahilinde yürüyordum. Sahilde birbirine yakın iki ada dikkatimi çekti. Sordum, birisi Yassıada diğeri Sivriada imiş. Ve bu iki ada hakkında biraz araştırma yaptım. Çünkü bu adaları sık sık görüyorum. Bu adalarla ilgili bilgi vermeden önce yukardaki fotoğrafta gördüğünüz adaları birçok İstanbul'lu bizzat görmüştür. Fotoğrafın solundaki ada Yassıada, sağdaki ada İse Sivriada. Şimdi bu adalar ile ilgili bazı bilgileri verelim.

Yassıada : Küçük bir adadır. Eni 185, boyu 740 metredir. Biri sivri, diğeri yassı görünümlü olan iki adadan yassı olanıdır. Arazisi düzdür, ancak sahilleri genellikle denize dik olarak iner. Kuzey tarafında küçük bir limanı vardır.

Burası da Bizans'ın sürgün yerlerinden biridir. Tarihte, Latinler'in ve Ruslar'ın istilalarına uğramıştır. İstanbul'un Osmalılara geçmesinden sonra Yassıada ve üzerindeki manastırla ilgilenen olmamıştır.

İngiltere'nin İstanbul Sefiri Sir Henry Bulwer 1859'da adayı satın almış, adada bazı garip, kale gibi binalar inşa ettirmiş ve ziraat yaptırmıştır. Daha sonra ada, Mısır Hıdivi İsmail Paşa'ya satılmıştır. Ancak, İsmail Paşa da adanın imarı ile ilgilenmemiştir.

Yassıada, 1947 yılında Deniz Kuvvetleri tarafından satın alınmış burada modern bir deniz eğitim tesisi kurulmuştur.

1993 bu yılında tesisler İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi'ne devredilmiştir.

Sivriada : İstanbul adalarının en küçüklerinden biridir. Meskun değildir. Denizin içinden itibaren yükselen bir tepenin denizin üzerindeki uzantısıdır. Denizden yüksekliği 90 metredir.

Adanın güneyinde küçük bir limanı, bir de tatlı su kuyusu vardır. Bizans döneminde sürgün adası olarak kullanıldığı bilinmektedir. Antik çağlarda, inzivaya çekilmek isteyen keşişlerin de rağbet ettiği bir yer olarak tanınmaktadır. Adada, 10. yüzyıldan beri bir manastır vardır. Bugün sadece bazı kalıntıları kalabilmiştir.

Bizans ve Osmanlı dönemlerinde bazı yapılar için bu adadan taş nakledilmiştir. Haydarpaşa rıhtımı ve Haydarpaşa Limanı'ndaki mendirekler de bu adadan getirilen taşlarla yapılmıştır.

1911 yılında İstanbul'daki başıboş köpeklerin bu adaya sürülmesi ve burada açlıktan, susuzluktan, birbirlerini parçalayarak ölmeleri, ada tarihinin önemli olaylarındandır. Adadaki biçare köpeklerin havlamaları İstanbul'dan işitilmiş ve olay vicdan sahibi insanların büyük üzüntü duymalarına sebep olmuştur. İstanbul'un daha sonra işgal edilmesini ve ülkenin başına büyük işler gelmesini, buradaki köpeklere çektirilen eziyetle ilşkilendirenler olmuştur. Bostancı, Küçükyalı, Kartal yöresinde oturan eski İstanbullular, geceleri acıklı uluma sesleri yüzünden uyuyamadıklarını anlatır.

Aşağıya Marmara Denizi ile ilgili iki harita koydum. (08 Kasım 2008)