TUTUKLAMA KARARLARINA KARŞI AYM' YE BİREYSEL BAŞVURU HAKKI


"Tutuklama" tedbiri, tutuklamanın tedbir değil ceza amaçlı uygulanması gibi kavramları günümüzde çok sık duyuyoruz. Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Tunç'un tutuklama işlemine karşı Anayasa Mahkemesine yapılacak bireysel başvurularla ilgili çok güzel bir makalesini (http://webftp.gazi.edu.tr/hukuk/dergi/17_1-2_54.pdf) aşağıda sunuyorum.:

Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi C. XVII, Y. 2013, Sa. 1-2 1643
TÜRK HUKUKUNDA TUTUKLAMA KARARLARINA KARŞI
BİREYSEL BAŞVURU HAKKI
Hasan TUNÇ
ÖZET
1982 Anayasasında 12.09.2010 tarihinde gerçekleştirilen değişiklikler
kapsamında, gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerine “Bireysel Başvuru Hakkı”
tanınmış bulunmaktadır. Bireysel başvuruya konu olabilecek işlemler ise emredici ve
bağlayıcı kamu gücü işlemleri olmak zorundadır.
Gerek Türk hukuk mevzuatı gerekse AİHS hükümleri açısından, ülkemizde
verilen kimi tutuklama kararlarının kanunda ve sözleşmede belirtilen niteliklerden
yoksun olduğu bilinen bir gerçektir. Hukuki şartları taşımayan tutuklama kararlarına
karşı da itiraz dışında başka bir denetim yolu öngörülmüş değildir. Bu nedenle itiraz
başvurusu sonrası bu nevi kararlar adeta kesinlik kazanmaktadır. Yani bu kararlar,
emredici ve bağlayıcı kamu gücü kararları haline gelmektedir. Diğer deyişle icrai
bir niteliğe bürünen tutuklama kararları ile, gerek Anayasamızda gerekse AİHS’de
yer alan temel haklardan “Kişi Hürriyeti ve güvenliği” hakkı ihlal edilmektedir
.
Bu
ihlal de bir kamu gücü kullanımından kaynaklanan yargı kararıyla gerçekleşmektedir.
Bu nedenle de, yargılamanın bitmesini beklemeksizin, tutuklama kararları aleyhine
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı kabul edilmelidir.
Anahtar Kelimeler: Bireysel Başvuru, Tutuklama, Kişi Hürriyeti ve Güvenliği
Hakkı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

1- Ülkemizde Bireysel Başvuru Hakkının Genel Kapsamı
1982 Anayasasında 12.09.2010 tarihinde gerçekleştirilen değişiklikler
kapsamında, gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerine “Bireysel Başvuru
Hakkı” tanınmış bulunmaktadır. Anayasanın 148. Maddesine eklenen konuya
ilişkin fıkralar şöyledir: “Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak
ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi
birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine
başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş
olması şarttır.
Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda
inceleme yapılamaz.
Bireysel başvuruya ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir.”
Belirtilen Anayasa hükmü uyarınca, Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu
Ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 45. - 51. Maddelerinde konunun
ayrıntıları düzenlenmiştir. Şöyle ki;
“- Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve
özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin
taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından,
ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.
- İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için
kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel
başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.
- Yasama işlemleri ile düzenleyici idari işlemler aleyhine doğrudan
bireysel başvuru yapılamayacağı gibi Anayasa Mahkemesi kararları ile Türk Hukukunda Tutuklama Kararlarına Karşı Bireysel Başvuru Hakkı
Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi C. XVII, Y. 2013, Sa. 1-2 1645
Anayasanın yargı denetimi dışında bıraktığı işlemler de bireysel başvurunun
konusu olamaz.
- Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da
ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler tarafından
yapılabilir.
- Kamu tüzel kişileri bireysel başvuru yapamaz. Özel hukuk tüzel
kişileri sadece tüzel kişiliğe ait haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel
başvuruda bulunabilir.
- Yalnızca Türk vatandaşlarına tanınan haklarla ilgili olarak yabancılar
bireysel başvuru yapamaz.
- Bireysel başvurular, bu Kanunda ve İçtüzükte belirtilen şartlara uygun
olarak doğrudan ya da mahkemeler veya yurt dışı temsilcilikler vasıtasıyla
yapılabilir. Başvurunun diğer yollarla kabulüne ilişkin usul ve esaslar
İçtüzükle düzenlenir.
- Bireysel başvurular harca tabidir. Belirlenmiş harç miktarı şu an için
172.50 TL dir.
- Başvuru dilekçesinde başvurucunun ve varsa temsilcisinin kimlik ve
adres bilgilerinin, işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle ihlal edildiği ileri sürülen
hak ve özgürlüğün ve dayanılan Anayasa hükümlerinin, ihlal gerekçelerinin,
başvuru yollarının tüketilmesine ilişkin aşamaların, başvuru yollarının
tüketildiği, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarih ile varsa
uğranılan zararın belirtilmesi gerekir. Başvuru dilekçesine, dayanılan deliller
ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararların aslı ya da örneğinin
ve harcın ödendiğine dair belgenin eklenmesi şarttır.
- Başvurucu bir avukat tarafından temsil ediliyorsa, vekâletnamenin
sunulması gerekir.
- Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği tarihten;
başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz
gün içinde yapılması gerekir. Haklı bir mazereti nedeniyle süresi içinde
başvuramayanlar, mazeretin kalktığı tarihten itibaren onbeş gün içinde ve
mazeretlerini belgeleyen delillerle birlikte başvurabilirler. Mahkeme, öncelikle
başvurucunun mazeretinin geçerli görülüp görülmediğini inceleyerek talebi
kabul veya reddeder.
- Başvuru evrakında herhangi bir eksiklik bulunması hâlinde, Mahkeme
yazı işleri tarafından eksikliğin giderilmesi için başvurucu veya varsa vekiline Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi C. XVII, Y. 2013, Sa. 1-2
Hasan TUNÇ
1646
onbeş günü geçmemek üzere bir süre verilir ve geçerli bir mazereti olmaksızın
bu sürede eksikliğin tamamlanmaması durumunda başvurunun reddine karar
verileceği bildirilir.
- Mahkeme, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel
hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayan
ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvurular ile açıkça
dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.
- Kabul edilebilirlik incelemesi komisyonlarca yapılır. Kabul edilebilirlik
şartlarını taşımadığına oy birliği ile karar verilen başvurular hakkında, kabul
edilemezlik kararı verilir. Oy birliği sağlanamayan dosyalar bölümlere havale
edilir.
- Kabul edilemezlik kararları kesindir ve ilgililere tebliğ edilir.
- Kabul edilebilirliğine karar verilen bireysel başvuruların esas
incelemesi bölümler tarafından yapılır. Başkan iş yükünün bölümler arasında
dengeli bir şekilde dağıtılması için gerekli önlemleri alır.
- Bireysel başvurunun kabul edilebilirliğine karar verilmesi hâlinde,
başvurunun bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilir. Adalet
Bakanlığı gerekli gördüğü hâllerde görüşünü yazılı olarak Mahkemeye bildirir.
- Komisyonlar ve bölümler bireysel başvuruları incelerken bir temel
hakkın ihlal edilip edilmediğine yönelik her türlü araştırma ve incelemeyi
yapabilir. Başvuruyla ilgili gerekli görülen bilgi, belge ve deliller ilgililerden
istenir.
- Mahkeme, incelemesini dosya üzerinden yapmakla birlikte, gerekli
görürse duruşma yapılmasına da karar verebilir.
- Bölümler, esas inceleme aşamasında, başvurucunun temel haklarının
korunması için zorunlu gördükleri tedbirlere resen veya başvurucunun talebi
üzerine karar verebilir. Tedbire karar verilmesi hâlinde, esas hakkındaki
kararın en geç altı ay içinde verilmesi gerekir. Aksi takdirde tedbir kararı
kendiliğinden kalkar.
- Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı yapılan bireysel başvurulara
ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl
ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır. Bölümlerce kanun yolunda
gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.
- Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da
edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının Türk Hukukunda Tutuklama Kararlarına Karşı Bireysel Başvuru Hakkı
Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi C. XVII, Y. 2013, Sa. 1-2 1647
ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik
denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemez.
- Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve
sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya
ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar
bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel
mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla
yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali
ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar
verir.
- Davadan feragat hâlinde, düşme kararı verilir.
- Bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığı tespit edilen
başvurucular aleyhine, yargılama giderlerinin dışında, ayrıca ikibin Türk
Lirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasına hükmedilebilir.”
Yukarıda da belirtildiği gibi, bireysel başvuruya konu olabilecek
işlemler, emredici ve bağlayıcı kamu gücü işlemleri olmak zorundadır.
Bağlayıcı olmayan işlemler, genel direktifl er, kurum içi görüş bildirimleri,
bilirkişi raporları, teklif veya tavsiyeler, Kamu idarelerinin kişilerle eşit
hukuki statülerle giriştiği özel hukuk işlemleri hakkında bireysel başvuru
yapılamaz. Yine Anayasa Mahkemesi kararları, Anayasanın yargı denetimi
dışında bıraktığı işlemler ile yasama işlemleri ve düzenleyici idarî işlemler
hakkında da bireysel başvuru mümkün olamaz.
Anılan başvuru yoluyla özellikle Ülkemiz aleyhine, Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesine yapılacak başvuruların bir süzgeçten geçmesi ve
mümkünse önlenmesi amaçlandığı açıktır. Tabidir ki getirilen yöntemin
etkili ve yeterli bir denetim yolu olmaması halinde, arzu edilen sonuçları
sağlayabilmesi mümkün olamayacaktır.
2- Tutuklama
Bireysel başvuru konusu olabilmeleri yönüyle, Ülkemizdeki “tutuklama
kararlarının” özel bir öneme sahip olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle, tutuklama
kararlarının “makul sebeplere dayanmadığının” çok sık ileri sürülüyor olması,
1982 Anayasasının 19. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5.
maddesine aykırılık iddialarını gündeme taşımaktadır. Konuyla ilgili olarak,
yargılama ve tutuklama sürelerinin uzunluğundan kaynaklı sorunlardan çok,
bizatihi tutuklama kararlarının bireysel başvuru konusu yapılıp yapılamayacağı
konusu önem arzetmektedir. AİHM kararları ve doktrindeki genel eğilim,
yargılama veya tutuklama sürelerinin uzunluğundan kaynaklı hak ihlallerinin
bireysel başvuru konusu olabileceği yönündedir
1
. Ancak hak ihlallerine
yönelik bireysel başvuru yöntemi henüz çok yeni bir uygulama olduğundan,
Türk hukukundaki yaklaşımın ne olacağı henüz belirlenebilmiş değildir. Her
ne kadar Anayasa Mahkemesi yetkilileri bu konuda iyimser görüşler beyan
etmiş olsalar da
2
, ilgi konudaki belirsizlik varlığını sürdürmektedir.
Türk Hukukunda tutuklama ile ilgili olarak 1982 Anayasası’nın 19.
maddesinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 100 ila 108. maddeleri
arasında, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun
111 ila 116. maddeleri arasında düzenlemeler bulunmaktadır. Ayrıca 5395
sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 21. maddesinde de özel olarak tutuklama
yasağı getirilmiştir
3
.
1
“AİHM, Türk hukuk düzeninin, yargılanabilirlere, yargılama süresi hakkında şikayette bulunabilmeyi sağlayan etkin bir başvuru yolunu sunmadığını daha önce de tespit ettiğini hatırlatmaktadır (Ebru ve Tayfun Engin Çolak- Türkiye, başvuru no: 60176/00, 30 Mayıs 2006).
Süresinin çok uzun olmasından şikayet edilen bir yargılamanın önce sona ermesi gerektiğini söylemek yerinde olmayacağından ikinci itiraz şikayetin niteliği ile bağdaşmamaktadır”.
http://www.yargitay.gov.tr/aihm/upload/53842-07.pdf, ErişimTarihi: 28.09.2012; Ayrıca bir
başka kararda da, “Hükümetin ilk itirazıyla ilgili olarak AİHM, süresinin çok uzun olmasından şikayet edilen bir yargılamanın önce sona ermesi gerektiğini söylemek yerinde olmayacağından, bu ön itirazın ceza yargılaması süresine dayalı şikâyetin niteliğiyle bağdaşmadı-
ğı kanaatine varmaktadır (bakınız Türkiye aleyhine Erhun davası, no 4818/03 ve 53842/07,
prg. 24, 16 Haziran 2009). www.yargitay.gov.tr/aihm/upload/1966-07.pdf, Erişim Tarihi:
28.09.2012.
2
“Anayasa Mahkemesi Başkanı Kılıç, bireysel başvuru kurumuyla Türk yargı sisteminin
AİHM standartlarına yakınlaşacağını vurgularken, uzun tutukluluk sürelerini anımsatarak,
henüz devam eden davalarda tutuklu sanıkların Anayasa Mahkemesi’ne başvurup başvuramayacaklarını sordum. Kılıç, “başvurabilirler” yanıtını verdikten sonra şu değerlendirmeyi yaptı: “Başvuruları iki bölüm değerlendirecek. Ben, o bölümlerin başkanı veya üyesi değilim. Dolayısıyla arkadaşlar karar verecekler. Şimdi tutukluluk haline sanık itiraz
ediyor, mahkeme tutukluluk halinin devamına karar veriyor; sonra mahkemenin bu kararına bir üst mahkemede yine itiraz ediliyor ve o mahkeme de tutukluluğun devamına karar veriyorsa, bu süreç başlıyor. AİHM, üst mahkemenin tutukluluğa itirazı reddetmesi kararını bir kesin karar olarak görüyor ve buna karşı bireysel başvuruyu kabul ediyor. Eğer
bizim arkadaşlarımız da AİHM gibi düşünürlerse, 23 Eylül’den sonra yapılacak tutuklulu-
ğun kaldırılması başvuruları kesin reddedilirse buna karşı bireysel başvuruda bulunabilirler.”
Kılıç, açıklamaları hukuki olarak yapmaya özen gösterdi. İsim geçirmedi ve görev yapacak arkadaşları adına hüküm yansıtmaktan kaçındı. Ancak şu ortaya çıktı ki: Tutuklu yargılanan sanıklar, tutukluluk hallerinin kaldırılması için 23 Eylül’den sonra başvururlarsa,
yine ret kararı alırlarsa, buna yapacakları üst mahkemedeki itiraz da reddedilirse, Anayasa
Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapabilecekler.”, Fikret Bila, Tutuklular için yeni umut Anayasa Mahkemesi”, http://siyaset.milliyet.com.tr/tutuklular-icin-yeni-umut-anayasa mahkemesi/siyaset/siyasetyazardetay/22.09.2012/1600159/default.htm, Erişim Tarihi: 01.11.2012.
3
“Onbeş yaşını doldurmamış çocuklar hakkında üst sınırı beş yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren fiillerinden dolayı tutuklama kararı verilemez”.Türk Hukukunda Tutuklama Kararlarına Karşı Bireysel Başvuru Hakkı
Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi C. XVII, Y. 2013, Sa. 1-2 1649
Şüpheli veya sanık hakkında hüküm verilmeden önce uygulanan bir
yaptırım olan tutuklama, CMK’ya göre bir koruma tedbiridir. Her şeyden
önce bir kişinin tutuklanması için mutlaka bulunması gereken temel unsur
kuvvetli suç şüphesidir. Şüphenin kuvvetli olup olmadığı ise hâkimin
takdirindedir. Ayrıca tutuklama nedenlerinden en az birisinin, yani ‘Kaçma
Şüphesi’ veya ‘Delilleri Karartma Şüphesinin’ mevcut bulunması tutuklama
kararı verilmesi için gereken diğer bir şarttır
4
. Tabidir ki kuvvetli şüphenin
olması için, kanunun ifadesiyle suç şüphesini gösteren olguların mevcudiyeti
zorunludur
5
. Tutuklama kararının verilmesi zorunlu değil ihtiyaridir. Ancak,
CMK 100’e göre, Anayasa’da da kendine yer bulan ölçülülük ilkesine aykırı
olacak şekilde veya üst sınırı 2 yıldan fazla olmayan ya da sadece adli para
cezasını gerektiren suçlarda tutuklama kararı verilmesi yasaktır.
Bilindiği gibi tutuklama kararı verilmesi için sanığın bir müdafiden
yararlanması ve mutlaka hâkimin karar vermesi gerekir. Ayrıca tutuklama
kararı hangi hâkim tarafından verilirse verilsin tutuklama kararlarında
bulunması gereken en önemli unsur Anayasa’nın 141/3 ve CMK’nın 101.
maddesi gereği kararın gerekçeli olmasıdır. Tutuklama kararı verilmezse
şüpheli veya sanığın derhal serbest bırakılması gerekir. Kişinin tutuklanmasına
ilişkin kararlara karşı gidilebilecek kanun yolu itirazdır. İtiraz mercileri kural
olarak dosya üzerinden inceleyip karar vermektedir. Tutuklu olan kişi de her
aşamada hâkimden veya mahkemeden serbest bırakılmasını isteyebilir. Serbest
bırakılması istemi üzerine Cumhuriyet Savcısı, müdafi ve şüphelinin görüşleri
alınıp 3 gün içinde karar verilir. Verilen kararlara karşı itiraz yolu açıktır.
Tutuklamadan ve tutuklamanın uzatılmasına ilişkin her karardan tutuklunun
bir yakınına veya belirlediği bir kişiye hâkimin kararıyla gecikmesizin
haber verilir. Ayrıca soruşturmanın amacını tehlikeye düşürmemek kaydıyla
tutuklunun, tutuklamayı bir yakınına veya belirlediği bir kişiye bizzat
bildirmesine de izin verilir. Tutuklanan kişinin durumu en geç 30 günlük
süreler halinde incelenmek zorundadır. Haksız yere tutuklanan kişiler, CMK
141 ve devamındaki maddelere göre tazminat isteyebilme hakkına sahiptirler.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin konuyla ilgili kararlarına göre de,
bir tedbir olan tutuklama öne alınmış bir ceza gibi kötüye kullanılmamalıdır.
AİHM’e göre, ülke mahkemelerinin somut olayda masumiyet (suçsuzluk)
4
Geniş Bilgi için Bkz., ŞAHİN, s.223-236.
5
TDK’ya göre olgu, birtakım olayların dayandığı sebep veya bu sebeplerin yol açtığı sonuç, vakıadır. http://www.tdk.org.tr/index.php?option=com_gts&arama=gts&guid=TDK.
GTS.507e891f12bd20.96423461, Erişim Tarihi:17.10.2012.
karinesini de göz önünde bulundurarak, kişi özgürlüğünün sınırlanmasını meşru
kılan tüm şartları araştırıp incelemeleri ve bunun gerekçesini de kararlarında
açıkça göstermeleri gerekir. AİHM, tutuklama kararının inandırıcı gerekçeye
dayanması ge rektiğini belirtmektedir. Yine AHİM tutuklama kararında
“dosya münderecatı”, “suçun ağırlığı”, “delil durumu” gibi genel ifade lerle
yetinilmesi ile tutuklama kararlarının açık biçimde gerekçelendirilmemesini
de hukuka aykırı bulmaktadır. Aynı şekilde kanundaki ifadelerin tekrarını
da yeterli sebep olarak kabul etmemektedir. Tutuklamanın devamına
karar verirken de, bu tedbirin neden hala gerekli olduğu tüm yönleriyle
gerekçelendirilmelidir.
AİHM’e göre, bir kimsenin özgürlükten yoksun bırakılıp bırakılmadığını
belirlerken hareket noktası, bireyin içinde bulunduğu somut durum olup,
kişiye uygulanan tedbirin türü, süresi, etkileri ve uygulanma tarzı gibi bütün
faktörler dikkate alınmalıdır
6
.
Bu konudaki AİHS’nin 5. Maddesi
7
, kamu gücünü elinde tutanların
6
DOĞRU, s.16-17.
7
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin konuya ilişkin 5. maddesi şu şekildedir:
“Özgürlük ve güvenlik hakkı
1. Herkesin kişi özgürlüğüne ve güvenliğine hakkı vardır. Aşağıda belirtilen haller ve yasada
belirlenen yollar dışında hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz.
a) Kişinin yetkili mahkeme tarafından mahkûm edilmesi üzerine usulüne uygun olarak hapsedilmesi;
b) Bir mahkeme tarafından, yasaya uygun olarak, verilen bir karara riayetsizlikten dolayı
veya yasanın koyduğu bir yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlamak için usulüne uygun
olarak yakalan ması veya tutulu durumda bulundurulması;
c) Bir suç işlediği hakkında geçerli şüphe bulunan veya suç işleme sine ya da suçu işledikten
sonra kaçmasına engel olmak zorunlu luğu inancını doğuran makul nedenlerin bulunması
dolayısıyla, bir kimsenin yetkili merci önüne çıkarılmak üzere yakalanması ve tutulu durumda bulundurulması;
d) Bir küçüğün gözetim altında eğitimi için usulüne uygun olarak ve rilmiş bir karar gereği
tutulu durumda bulundurulması veya ken disinin yetkili merci önüne çıkarılması için usulüne
uygun olarak tutulu durumda bulundurulması;
e) Bulaşıcı hastalık yayabilecek bir kimsenin, bir akıl hastasının, bir alkoliğin, uyuşturucu
madde bağımlısı bir kişinin veya bir serseri nin usulüne uygun olarak tutulu durumda
bulundurulması;
f) Bir kişinin usulüne aykırı surette ülkeye girmekten alıkonmasını veya kendisi hakkında
sınır dışı etme ya da geriverme işleminin yürütülmekte olması nedeniyle usulüne uygun olarak yakalanma sı veya tutulu durumda bulundurulması.
2. Yakalanan her kişiye, yakalama nedenleri ve kendisine yöneltilen her türlü suçlama en kısa
zamanda ve anladığı bir dille bildirilir.
3. Bu maddenin 1.c fıkrasında öngörülen koşullara uyarınca yakalanan veya tutulu durumda bulunan herkes hemen bir yargıç veya adli görev yapmaya yasayla yetkili kılınmış
diğer bir görevli önüne çıkarılır; kendisinin makul bir süre içinde yargılanmaya veya adli
kovuşturma sırasında serbest bırakılmaya hakkı vardır. Salıverilme, ilgilinin duruşmada Türk Hukukunda Tutuklama Kararlarına Karşı Bireysel Başvuru Hakkı
Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi C. XVII, Y. 2013, Sa. 1-2 1651
yetkisini kötüye kullanmaması için getirilmiştir. Düzenleme, öncelikle
herkesin kişi özgürlüğüne sahip olduğunu ifade etmektedir. Daha sonra
hem sözleşmede hem de ulusal hukukta belirlenen yollar dışında kimsenin
özgürlüğünden yoksun bırakılamayacağı belirtilmektedir. Burada kümülatif
bir durum söz konusudur. Çünkü ilgili ulusal hukukta bir kanunda hürriyetin
engellenebileceği hallerin bulunması yetmez, o hükümlerin AİHS standartlarını
karşılaması gerekir. Bundan dolayı verilecek bir tutuklama kararı CMK’ya ve
AİHS’e uygun olmalıdır. AİHS’in yaşayan belge olmasını sağlayan AİHM
kararları da bu yüzden dikkate alınmalıdır.
AİHS’in 5. maddesinin 1. fıkrasındaki hususlar çok geniş bir alana
değinmektedir. Çünkü istisnayı belirten bentlerin hepsi ceza hukukuyla
ilişkili değildir. Kimi zaman medeni hukukun konusuna girebilecek şekilde
özgürlüğün kısıtlanması imkânı bile vardır. Yalnız ebeveynlerin çocuklarını
terbiye etme maksadıyla makul sayılabilecek davranışlarda bulunması 5. madde
kapsamına girmeyecektir. Çünkü 5. maddenin amacı bireyin haklarını kamu
gücünü elinde tutan organlara karşı çiğnetmemektir. Kişinin özgürlüğünün
sınırlanması hallerinden birisi de cezai sürecin bir parçası olan tutuklamadan
kaynaklanmaktadır. Yargılama öncesi kişiyi alıkoyma gerekçelerinde AİHM,
Sözleşmeye göre 4 gerekçe belirtmiştir. Bu gerekçeler:
* Kişinin kaçması riski,
* Yargı sürecine müdahale riski,
* Suçu önleme ihtiyacı,
* Kamu düzenini koruma ihtiyacıdır
8
.
Kişinin kaçması riski ve yargı sürecine müdahale riski Türk hukukunda
da düzenlenmekle beraber suçu önleme ihtiyacı tutuklama sebebi olarak
CMK’da ifade edilmemiştir. Suç işlenmesini önlemek konusunda, Mahkeme
bunun genel bir suç politikası anlamında değil, somut ve belli bir suçun yakın
gelecekte işlenmesini önlemek amacı güden tedbir niteliğinde olduğunu
belirtmiştir.
hazır bulunmasını sağlayacak bir teminata bağlanabilir.
4. Yakalama veya tutuklu durumda bulunma nedeniyle özgürlüğünden yoksun kılınan herkes,
özgürlük kısıtlamasının yasaya uygunluğu hakkında kısa bir süre içinde karar vermesi ve
yasaya aykırı görülmesi halinde kendisini serbest bırakması için bir mahkemeye başvurma
hakkına sahiptir.
5. Bu madde hükümlerine aykırı olarak yapılmış bir yakalama veya tutulu kalma işlemini
mağduru olan herkesin tazminat istemeye hakkı vardır.”
8
MACOEVİ, s. 32
Tutuklama ile kamu düzenini koruma ihtiyacı da uygulamayla
ortaya çıkan bir durum olmaktadır. Kamu düzenini koruma ihtiyacı özellikle
sanığın salıverilmesi halinde toplum tarafından linç edilmesini önlemek
veya misilleme olma ihtimaline binaen, yani aslında sanığı korumak adına,
AİHM’in içtihatlarla oluşturduğu bir sebeptir. Ancak AİHM, bunun istisnai
bir şekilde uygulanması gerektiğini belirtmektedir. Misilleme ihtimalinin
azalacağı ilk şoktan sonra bu gerekçe belli bir süre geçerli olacaktır
9
. Kişiyi
yetkili mercilere çıkarılmak üzere alıkoyulması için makul nedenlerin
bulunması gerektiğini ifade eden AİHM, yukarıda bulunan dört enstrümanı
kullanmaktadır.
3- Sonuç
Türk Hukukunda başta Anayasa ve CMK hükümleri olmak üzere,
konuyla ilgili kanuni düzenlemeler, tutuklama kararlarının gerekçeli olması
gerektiğini belirtmektedir. Dolayısıyla, gerek Türk hukuk mevzuatı gerekse
AİHS hükümleri açısından, ülkemizde verilen kimi tutuklama kararlarının
anılan niteliklerden yoksun olduğu bilinen bir gerçektir. Hukuki şartları
taşımayan tutuklama kararlarına karşı da itiraz dışında başka bir denetim yolu
öngörülmüş değildir. Bu nedenle itiraz başvurusu sonrası bu nevi kararlar
adeta kesinlik kazanmaktadır. Yani bu kararlar, emredici ve bağlayıcı kamu
gücü kararları haline gelmektedir. Diğer deyişle icrai bir niteliğe bürünen
tutuklama kararları ile, gerek Anayasamızda gerekse AİHS’de yer alan temel
haklardan “Kişi Hürriyeti ve güvenliği” hakkı ihlal edilmektedir
.
Bu ihlal de
bir kamu gücü kullanımından kaynaklanan yargı kararıyla gerçekleşmektedir.
Bu nedenle de, yargılamanın bitmesini beklemeksizin, tutuklama kararları
aleyhine Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı kabul edilmelidir.
Ayrıca bu nevi ihlalleri önleme adına, şahsi başvuru yoluyla gerçekleştirilecek
denetim özel öneme sahiptir. Kaldı ki kişisel başvuru yolunun, etkili ve yeterli
bir denetim olabilmesi açısından da belirtilen insan hakkı ihlallerine engel
olabilmesi gerekmektedir. Ülkemizde uygulamada tutuklama ile ilgili çok
fazla sayıda karar veriliyor olması ve bu nedenle Anayasa Mahkemesinin
bu iş yükünün altından kalkmayacağı gibi gerekçeler de, kabul edilebilir
olamaz. Çünkü tutuklama kararı veren makam hukuka uygun davranmak
zorundadır. Hukuka uygun verilmeyen tutuklama kararını da bireysel başvuru
yoluyla getirilmiş denetim dışında tutmak, ne hukuk ne de adalet anlayışıyla
bağdaşmayacaktır.
9
MACOEVİ s. 36.Türk Hukukunda Tutuklama Kararlarına Karşı Bireysel Başvuru Hakkı
Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi C. XVII, Y. 2013, Sa. 1-2 1653
Açıkçası yeterli ve yerinde gerekçelere dayanmayan tutuklama
kararları hakkında, kanunda belirlenen itirazlar sonrasındaki 30 gün
içerisinde, Anayasa Mahkemesine kişisel başvuru yoluna gidilebilinmelidir.
Hürriyetten mahrumiyet gibi çok ağır sonuçları olan ve tedbir niteliğini aşan
biçimde kullanılan tutuklamalar nedeniyle doğabilecek insan hakları ihlalleri
bu denetim yoluyla önlenebilmelidir. Anayasa yargısının temel amaçlarından
biri, insan haklarını korumak ve gelişimine katkıda bulunmaktır. Türk Anayasa
Mahkemesi de, konuyla ilgili yaklaşım ve kararlarıyla, insan haklarının
korunması ve geliştirilmesi konusunda kendisinden beklenilen katkıları
sağlamalıdır. Aksine bir tutum, Yüksek Mahkemenin varlık nedenine aykırılık
teşkil edebilecektir.
KAYNAKÇA
DOĞRU, Osman; Anayasa ile Karşılaştırmalı İnsan Hakları Avrupa
Sözleşmesi ve Mahkeme İçtüzüğü, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul
2010.
MACOEVİ, Monica; Kişinin Özgürlük ve Güvenlik Hakkı Avrupa İnsan
Hakları Sözleşmesi’nin 5. Maddesinin uygulanmasına ilişkin
kılavuz, İnsan Hakları El Kitapları, No.5, y.y.., Avrupa Konseyi,
2010.
ŞAHİN, Cumhur, Ceza Muhakemesi Hukuku -I-, Seçkin, Ankara, 2012
Ebru ve Tayfun Engin Çolak- Türkiye, başvuru no: 60176/00, 30 Mayıs 2006.
http://www.yargitay.gov.tr/aihm/upload/53842-07.pdf.
Türkiye aleyhine Erhun davası, no 4818/03 ve 53842/07, prg. 24, 16 Haziran
2009). www.yargitay.gov.tr/aihm/upload/1966-07.pdf.
http://siyaset.milliyet.com.tr/tutuklular-icin-yeni-umut-anayasa mahkemesi/
siyaset/siyasetyazardetay/22.09.2012/1600159/default.htm.
http://www.tdk.org.tr/index.php?option=com_gts&arama=gts&guid=TDK.
GTS.507e891f12bd20.96423461

(02 Mayıs 2013)